minnesota timberwolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
minnesota timberwolves etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Haziran 2010 Salı
EN ETKİLİ 10 KURT SALDIRISI
Geçtiğimiz sezonun en iyi 10 hücum oyunumuzu derlemiş resmi site. 1 numarayı o hareketin yapıldığı geceki gazla koymuştum bloga; Corey Brewer'ın Fisher'ın üzerinden yaptığı insanlık dışı smaç. Son saniye basketleri de bu listelerin olmassa olmazları tabii. Johhny Flynn ve Corey Brewer hakimiyeti var listede. Seneye daha çok görmek istediğimiz hareketler bunlar.
28 Haziran 2010 Pazartesi
AMAÇ ?
Heyecanla beklediğimiz draftlar 24 Haziran'da gerçekleşirken, dışarıdaki hayat yine geç gelen bir post'a sebep oldu blog açısından. Dördüncü sıradan katıldığımız 2010 Draft'larında Wesley Johnson'ı seçtik. Wesley Johnson'ın 3. ya da 4. sıradan seçileceği konuşuluyordu zaten pek çok yerde ve beklenen oldu. Wes, artık T'wolf. Eski postların birisinde yazmıştım; ''Draft'ta ilk iki sıradan birisine yerleşemessek hiç hoş şeyler yaşanmaz.'' diye. Ama gördük ki bu takımın başında David Kahn gibi dahi (!?) adamlar oldukça ilk sırayı alsak da bir şey değişmeyecek. NBA'i çok az takip eden 13-14 yaşlarındaki bir çocuğa ''Timberwolves'un en güçlü yanı neresi?'' diye sorarsanız, pat diye ''Pota altı'' cevabını yapıştırır. Bunu görebilmek için takımın bir kaç maçını izlemeniz yeterli. Ama bizim dahiyane adamımız Kahn ve arkadaşları gitti 3 tane pota altı adamı seçtiler Draft'ta. Draft gecesi muhabbetlerde herkese Big Al ve Love'ın arkasına sağlam kısalar beklediğimi söyleyen ben, seçilen oyuncuları gördüğümde bu seneki skandal başarısızlıktan bile daha büyük şok yaşadım. Her şey bu kadarla kalsa keşke; Kahn geçtiğimiz gün, Darko Milicic'in takımda kalması halinde uzun rotasyonunda süre açabilmek için Al Jefferson'ı elinden çıkarabileceğimizi açıkladı medyaya. Tabii bu açıklamayla Draft'taki 3 hakkımızın hepsini neden uzunlardan yana kullandığımız da anlaşıldı. Milicic ile ilgili düşüncelerimi O'nu ilk transfer ettiğimizde yazmıştım. Yazıda kendisinden geçtiğimiz sezon sonunda kurtulmuş olmayı dilerken, yönetim çıkmış, yeteneksiz Milicic üzerine takım kurmayı planladığını açıklıyor. Marko Milicic'ten bu takıma olabilecek en fazla şey Al Jefferson'ın yedeğiyken Jefferson'ı gönderip Milicic'i ilk 5'e koymak nasıl bir mantık anlamak imkansız. Kısa rotasyonunda ligin en zayıf takımı olduğumuz apaçıkken, bunu bile göremeyip hiç de fena olmayan uzun rotasyonuna 3 adam daha eklemek akıl dışı. McHale'i arayacağım hiç aklıma gelmezdi ama Kahn, Mchale'i çok aratıyor. Draft seçimleri, özellikle Milicic/Jefferson konusunda yapılan açıklamalar bütün umudumu bitirdi bu takımın geleceği hakkında. Wesley Johnson hakkında bir şeyler yazacaktım ama hiç heves kalmadı. Bir kaç güne geçer sinirim, yazarım O'nun hakkında bir şeyler. Şimdilik durum felaket, gitgide üzerine bir şeyler koyacaklarına takımı bitiriyor bu adamlar.
24 Nisan 2010 Cumartesi
İşkence Bitti
Kabus gibi bir sezonu geride bıraktık takım olarak. Uzun süredir Timberwolves ile ilgili bir şeyler yazmıyordum çünkü sahadaki adamların hiç biri basketbol oynamıyordu. Silah zoruyla o formayı giyiyormuş gibiydi hepsi. Bunların sonucunda da 15 galibiyet 67 mağlubiyetle kapattık sezonu. Detroit'le oynayıp 103-98 kaybettiğimiz sezonun son maçından sonra Kurt Rambis, bu seneki kötü ötesi performansın sorumlusu olarak kendisini, David Kahn'ı ve tüm teknik ekibi gösterdi. New Jersey Nets'ten sadece 3 galibiyet fazla aldık dersem, Rambis'in de bahsettiği ''kötü performans''ın ne kadar içler acısı bir kötü olduğunu daha iyi anlatabilirim. Gerçekten tek kelimeyle berbat rakamlar. Bu kadar vurdumduymaz adamlarla ilgili bir şeyler yazmak da, insanın içinden gelmiyor haliyle. Düşünün ki; bu sezondan aklımda kalan tek güzel şey; sezonun ortalarında Corey Brewer'ın Lakers maçında Fisher'ın üzerinden bastığı smaç. Takımın doğru düzgün galibiyeti yok ki unutulmazı olsun. Şimdi sıkı durun; 6 Şubat'tan beri sadece 2 (yazıyla; iki) (!?) galibiyetimiz var. 2004'ten beri play-off'larda zaten yokuz. 58 galibiyetle kapattığımız 2003/2004 sezonundan sonra takımın galibiyet yüzdesi her sene periodik olarak çok keskin düşüşler yaşadı. Hem Kevin McHale'in hem de David Kahn'ın yaptığı transfer hareketleri sonucunda ligin en genç takımı konumuna geldik bu son 4 senede. Kevin Garnett'tan sonra veteran bir lider gelmedi takıma bir daha. Kevin Love da geçtiğimiz sezonki en büyük sıkıntının bu olduğunu söyledi geçenlerde ve takımdaki neredeyse tüm oyuncuların NBA'deki birinci, ikinci veya üçüncü sezonlarını yaşadıklarını hatırlattı. Tamam, bu sezon öncesinde kimse bize herhangi bir başarı sözü vermemişti ama 15 galibiyet gerçekten büyük skandal. Bu berbat performanstan şöyle pozitif bir şey çıkarabiliriz; Rambis ve Kahn bu takımın potansiyelini tüm çıplaklığıyla gördüler. Ellerindeki oyuncularla ne yapıp, ne yapamayacağımız daha açık ve net olarak göz önüne gelemezdi bu skandal sezon olmasaydı eğer. Kahn da bunun farkında olmalı ki ligi kapattığımız son Detroit maçından sonra; ''yeni sezon bizim için 24 saat sonra başlıyor'' gibi bir şeyler söyledi. Umarım taraftarları sakinleştirmek için yapılmış göstermelik bir açıklama değildir bu, çünkü bu takımı hasta yatağından kaldırabilmek için daha fazla zaman kaybedilmemeli. Yukarıda da bahsettiğim, takımdaki veteran oyuncu eksikliğinin Kahn da farkında tabii ki. 18 Mayıs hayati önem taşıyor bizim için. Bu tarihte drafta kaçıncı sıradan gireceğimiz belli olacak. Umarım ilk 2 sıradan bir yer kaparız. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Salary cap'ten de baya sağlam para girecek kasaya. Timberwolves için 12 Milyon Dolar'ın üzerinde rakamlardan bahsediliyor. Draft'tan kapacağımız ilk 2 sıra ve Salary cap'ten gelecek para, şu anda ihtiyacımız olan acil müdahale adına güzel şeyler. Artık top Kahn ve Rambis'te. 18 Mayıs gelsin, draft'a kaçıncı sıradan katılacağımız belli olsun, muhtemel stratejiler üzerine konuşalım.
27 Mart 2010 Cumartesi
Sen Gelmez Ol Darko
NBA'in en genç takımlarından birisi olabilirsiniz, 15 mağlubiyet üstüste de alabilirsiniz (şu anki durumumuz bu; 15 yenilgi aldık üstüste.), işler çok kötü de gidebilir ama her ne olursa olsun Darko Milicic'e tonla para ödeyip takımda kalması için yalvaramassınız. Bu adam NBA tarihinin gelmiş geçmiş en büyük hayal kırıklıklarından bir tanesi. 2003'te draft'ta ikinci sıradan seçilmiş ama 7 sezondur hiç bir şey yap(a)mayan, yıllardır millete alay konusu olmuş bu adama 4 Milyon $'lık bir teklif yapmak için Kurt Rambis olmak lazımmış bugün bunu gördüm. Kabul ediyorum Milicic'e çok fazla tölerans gösterip şans veren bir koç veya takım da olmadı bugüne kadar fakat O'da bu şansları 7 senedir hiç bir takımda almayı başaramadı. Yaklaşık 1 aydır Minnesota'daydı zaten Milicic ama sene sonunda serbest kalacağı için bir şey söylemeye gerek duymamıştım bu transferle ilgili. Kurt Rambis'ten iyice soğumak için bahane arıyordum, bu haberi okuyunca o da tam oldu. Zaten sene başından beri her röportajında ''Bu senenin sonunda Avrupa'ya geri dönüyorum.'' diyen Milicic bu teklifi duyunca ''Seneye Minnesota'da Jefferson ile çok iyi maçlar çıkaracağız.'' tarzında demeçlere başlamış bile. Alttaki haberin bir kabus olmasını ve bir an önce uyanmayı istiyorum.
Wolves Plan to Re-Sign Darko Milicic
Wolves Plan to Re-Sign Darko Milicic
15 Şubat 2010 Pazartesi
Eski Kurt Şehre İndi
Bir haftadır bir şeyler yazamamışım bloga. Dışarıda yaşanılması gereken koskoca bir hayat olunca böyle kısa aralar da kaçınılmaz oluyor sonuçta. Neyse... Bir arkadaşım, Ekşi Sözlük'te ''takip edilesi bloglar'' başlığında görmüş bu blogu. mch nickli birisi paylaşmış. Kendisini tanımıyorum ama teşekkür ederim, burayı bir tek benim okumadığımı bilmek güzel. Dönelim kendi olayımıza. Şu son 1 haftanın en önemli gelişmesi All Star haftasından önce oynadığımız son 6 maçın 4'ünü kazanmış olmamız. 4 galibiyetimizin de üstüste geldiğini düşünürsek bizim için önemli bir haftaydı. Sezonun, kendi adımıza, en iyi haftasını geçirdik yani. Önce Clippers'ı yendik, hemen arkasından sırasıyla New York, Dallas ve Memphis galibiyetleri geldi ve bize de ekran başında orgazm olmak düştü. Olsun o kadar, alışkın değiliz bu sene böyle serilere. Sadece bu sene mi ? O başka bir maceranın konusu. NBA'de takımınız ne kadar gençse hiç beklenmeyen maçlarda delirip, bizim geçen hafta yaptığımız gibi, çılgın atabileceğiniz maç sayısı o kadar fazla demektir ve bu potansiyel bizde fazlasıyla var. Üstüste aldığımız 4 galibiyetten önce oynadığımız 10 maçta yalnızca 1 galibiyet aldığımızı düşünürsek ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Peki ne yaptık da arka arkaya 2 galibiyet göremeyen takım bir haftada çılgın attı ? En büyük eksikliğimiz olan son periodu oynayamama sıkıntısını atlattık her şeyden önce. Al Jefferson tam bir winner gibi oynadı son periodlarda ve anında takım da kazanma alışkanlığı olan bir görünüme büründü. Sakatlıktan tamamen kurtulmuş bir Big Al ile beraber takımın neler yapabilecek potansiyeli olduğunu görebilmek de çok sevindirici oldu. Bu sezon bir daha böyle bir seri yakalayabilme konusunda çok kötümser değilim açıkçası ama All Star haftasından sonraki hafta çok önemli bu takım için. 16-23 Şubat arası 5 maç oynayacağız. Bu haftaya birkaç galibiyet sıkıştırdığımızı görürsek bazı şeylerin yoluna girmeye başladığıyla ilgili daha kesin şeyler söyleyebiliriz. Memphis maçından sonra Jefferson'ın kendisini ilk defa eski Jefferson gibi hissettiğini açıklaması da çok güzel haber. Bu takımın en büyük eksikliği olan, son period stressini kaldırabilecek winner oyuncu eksikliğini atlatmak üzere miyiz acaba? Dediğim gibi All Star'dan sonraki hafta bu soruya daha kesin cevap verebileceğiz. Big Al'ın bahsettiğim maçlardaki son period performansları da altta.
Jefferson's 4th Quarter Success
Date Opponent Time FG-A Reb Pts
Jan. 29 Clippers 10:17 4-5 7 12
Jan. 31 New York 6:48 5-5 0 12
Feb. 5 @ Dallas 6:31 1-3 1 2
Feb. 6 Memphis 12:00 8-8 1 16
4-Game Totals 35:36 18-21 9 42
Jefferson's 4th Quarter Success
Date Opponent Time FG-A Reb Pts
Jan. 29 Clippers 10:17 4-5 7 12
Jan. 31 New York 6:48 5-5 0 12
Feb. 5 @ Dallas 6:31 1-3 1 2
Feb. 6 Memphis 12:00 8-8 1 16
4-Game Totals 35:36 18-21 9 42
24 Aralık 2009 Perşembe
Kevin Love: ''Rubio kolpacının ağababasıdır !!''
Timberwolves' Love doubtful Rubio will ever play in Minnesota - Dan Patrick.com
Pota altındaki savaşçımız Kevin Love, Amerika'nın ünlü spor adamı Dan Patrick'in radyo şovuna katılmış..Keyifli de geçmiş söyleşi baya...Love, Ricky Rubio'nun açıklamalarının tersine, Timberwolves'da oynayacağına pek inanmıyormuş. Benim de en ufak bir inancım yok zaten. ''Minnesota çok soğuk, banane ben orda oynamam'' diyen bir adam parkede karşısında Chris Paul'u veya Steve Nash'i görünce ne yapıcak onu şimdiden çok merak ediyorum ama. Bizim formayla olmasın bu karşılaşmalar mümkünse. Söyleşinin tamamı yukarıdaki linkte...
Pota altındaki savaşçımız Kevin Love, Amerika'nın ünlü spor adamı Dan Patrick'in radyo şovuna katılmış..Keyifli de geçmiş söyleşi baya...Love, Ricky Rubio'nun açıklamalarının tersine, Timberwolves'da oynayacağına pek inanmıyormuş. Benim de en ufak bir inancım yok zaten. ''Minnesota çok soğuk, banane ben orda oynamam'' diyen bir adam parkede karşısında Chris Paul'u veya Steve Nash'i görünce ne yapıcak onu şimdiden çok merak ediyorum ama. Bizim formayla olmasın bu karşılaşmalar mümkünse. Söyleşinin tamamı yukarıdaki linkte...
13 Aralık 2009 Pazar
Parçala Brewer
Lakers guardı Derek Fisher cuma gecesi yıllardır yaptığı işlerini yapıyordu bize karşı da. Savunmaya odaklanmıştı, o her zamanki yardım sever oyunuyla. Ama aniden karşısına genç bir kurt çıktı. Yerli halk o kurta Corey Brewer diyordu. Genç kurt Brewer, Fisher'a öyle bir saldırdı ki saldırıdan sonra Fisher hala hayatta olduğu için şükrediyordu. Bu aralar Timberwolveslu olduğumuz için övündüğümüz çok sınırlı anlar var maalesef, işte o anlardan biri.Tartışmasız yılın smacı.
8 Kasım 2009 Pazar
Elde Var 2 Yenilgi Daha
Bu yazıyı bir kaç gün önce yazmam gerekiyordu farkındayım ama dışarıda yaşanması gereken koskoca bir hayat var ve bu yazıda olduğu gibi bazı günler 2-3 maçı aynı yazıda değerlendirmek zorunda kalabiliyorum... gibi yarı resmi yarı laubali bir giriş yaptıktan sonra üstüste 5. mağlubiyetimizi aldığımızı bildirmekten, başlıktan da anlaşıldığı üzere büyük üzüntü duyuyorum sevgili okurlar. İlki Celtics mağlubiyeti sizlerin de bildiği gibi, diğeri de Bucks...Yalan söylemeye gerek yok, ben Bucks maçından galibiyet bekliyordum aslında ama başabaş geçen bir Celtics maçından sonra değil. Celtics maçını 92-90 verdik ve tüm takım ciddi bir efor harcadı büyük bir sürprize imza atmak için, çok da yaklaştık ama olmadı. Şimdi neden olmadığına sorgulayalım biraz bence... En önemli etken maçın son 4.30 dakikasında sadece 1 (yazıyla:bir) basket bulmamız oldu. Yenilmemize sebep olan 2. en büyük etmen de tartışmasız 17 top kaybımızdı. 3. periodda Rajon Rondo şov yaptı resmen ve 18 sayısının 14'ünü bu periodda attı. KG maçın genelinde aman aman oynamadı ama son dakikalarda öyle öldürücü paslar attı ki, maçın rakibimiz adına görünmez kahramanlarındandı.
Pecherov'un career high yapıp 24 sayı atması güzel bir sürprizdi ama hala 2 sene önceki Al Jefferson'a sahip değiliz pota altında, ne savunma olarak ne de hücumda istediğimiz seviyede değil Big Al henüz ve o uzun sakatlıktan sonra kendine gelmesi baya zaman alacak gibi.
KG maçın sonunda Target Center'da eskisi kadar yoğun duygular yaşamadığını çünkü eski takım arkadaşlarından kimsenin kalmadığını söyledi. E o zaman ''20.000 taraftarın hiç mi hatırı yok?'' diye de sorasım geldi bak şimdi benim de. Neyse Pecherov'un maç sonunda dedikleri gerçekten şu anki durumumuz için cuk diye oturuyor bence...Kendisi şöyle buyurmuşlar efendim; ''Son 3 maçta gerçekten çok büyük efor sarfettik ama bu tarz başabaş giden maçları nasıl bitirmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor.'' İşte bu sözler de yukarıda bahsettiğimiz son 4 buçuk dakikada sadece 1 basket bulmanın komikliğinden bahsediyor aslında.
Gelelim 87 - 72 verdiğimiz Bucks maçına...Coach Kurt Rambis, Phoneix, Clippers ve Boston maçlarından sonra takımda olumlu gelişmeler gördüğünü ve bu gelişmelerin de en kısa zamanda parkeye yansıyacağını iddia etmişti. Açık açık söylemese de Bucks maçını kastettiği ortadaydı bence. Bu maçtan önce iyi oynayıp kaybettiğimiz 3 maç olduğuna ben de katılıyorum, işte bu 3 maçta aşırı efor sarfeden takım iflas bayrağını Bucks maçının son iki periodunda çekti resmen. Hiç de fena başlamadık aslında, ilk periodu 8 sayıyla önde kapattık, devreye de 5 sayıyla önde girdik. Ama o kadar kötü bir 3. period oynadık ki (31 - 14) maçın kopma noktası oldu bizim için. Geçen gece KG'ye karşı 22 sayı 8 rebound yapan Pecherov'un da Bucks maçında 2 sayıda kalması inanılır gibi değil. Jefferson'dan yine beklentilerimizin altında verim aldık; henüz 6 maç oynamış olabiliriz ama Rambis'in oyun sisteminin Jefferson'a uymadığından korkmaya başladım, böyle bir şey söylemek için çok erken ve biraz daha bekleyelim bu konuda yorum yapmak için en iyisi. NBA'de 72 sayı attığınız bir maçı kazanmanın ne kadar zor hatta imkansız olduğundan bahsetmemize gerek bile yok sanırım. Bucks'ın sert savunmasına aynı sertlikte yanıt veremedik ve benim beklemediğim bir mağlubiyet aldık. Bucks'ın, son 11 sezonda Target Center'dan 2. kez galip ayrılmasına izin verdik böylece. Bu arada bizim çaylak guardımız Jonny Flynn, onların çaylak guardı Brandon Jennings'i ezdi resmen ve bu sezon yılın çaylağı ödülüne aday olabileceğinin sinyallerini vermeye devam etti ki bu konuda sonuna kadar da güveniyorum Flynn'e açıkçası. Portland maçında görüşmek üzere...
Pecherov'un career high yapıp 24 sayı atması güzel bir sürprizdi ama hala 2 sene önceki Al Jefferson'a sahip değiliz pota altında, ne savunma olarak ne de hücumda istediğimiz seviyede değil Big Al henüz ve o uzun sakatlıktan sonra kendine gelmesi baya zaman alacak gibi.
KG maçın sonunda Target Center'da eskisi kadar yoğun duygular yaşamadığını çünkü eski takım arkadaşlarından kimsenin kalmadığını söyledi. E o zaman ''20.000 taraftarın hiç mi hatırı yok?'' diye de sorasım geldi bak şimdi benim de. Neyse Pecherov'un maç sonunda dedikleri gerçekten şu anki durumumuz için cuk diye oturuyor bence...Kendisi şöyle buyurmuşlar efendim; ''Son 3 maçta gerçekten çok büyük efor sarfettik ama bu tarz başabaş giden maçları nasıl bitirmemiz gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor.'' İşte bu sözler de yukarıda bahsettiğimiz son 4 buçuk dakikada sadece 1 basket bulmanın komikliğinden bahsediyor aslında.
Gelelim 87 - 72 verdiğimiz Bucks maçına...Coach Kurt Rambis, Phoneix, Clippers ve Boston maçlarından sonra takımda olumlu gelişmeler gördüğünü ve bu gelişmelerin de en kısa zamanda parkeye yansıyacağını iddia etmişti. Açık açık söylemese de Bucks maçını kastettiği ortadaydı bence. Bu maçtan önce iyi oynayıp kaybettiğimiz 3 maç olduğuna ben de katılıyorum, işte bu 3 maçta aşırı efor sarfeden takım iflas bayrağını Bucks maçının son iki periodunda çekti resmen. Hiç de fena başlamadık aslında, ilk periodu 8 sayıyla önde kapattık, devreye de 5 sayıyla önde girdik. Ama o kadar kötü bir 3. period oynadık ki (31 - 14) maçın kopma noktası oldu bizim için. Geçen gece KG'ye karşı 22 sayı 8 rebound yapan Pecherov'un da Bucks maçında 2 sayıda kalması inanılır gibi değil. Jefferson'dan yine beklentilerimizin altında verim aldık; henüz 6 maç oynamış olabiliriz ama Rambis'in oyun sisteminin Jefferson'a uymadığından korkmaya başladım, böyle bir şey söylemek için çok erken ve biraz daha bekleyelim bu konuda yorum yapmak için en iyisi. NBA'de 72 sayı attığınız bir maçı kazanmanın ne kadar zor hatta imkansız olduğundan bahsetmemize gerek bile yok sanırım. Bucks'ın sert savunmasına aynı sertlikte yanıt veremedik ve benim beklemediğim bir mağlubiyet aldık. Bucks'ın, son 11 sezonda Target Center'dan 2. kez galip ayrılmasına izin verdik böylece. Bu arada bizim çaylak guardımız Jonny Flynn, onların çaylak guardı Brandon Jennings'i ezdi resmen ve bu sezon yılın çaylağı ödülüne aday olabileceğinin sinyallerini vermeye devam etti ki bu konuda sonuna kadar da güveniyorum Flynn'e açıkçası. Portland maçında görüşmek üzere...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



